İletişim

Gün boyu bilgisayar önünde ya da cep telefonu elde, iletişim formuyla neler geldi diye bekleyemiyoruz. Bu nedenle, hemen bir yanıt alamazsanız şaşırmayın.

Güvenlik Kodu::
security code
Lütfen Kodu girin:

Gönder
20 Eylül 2020

Devenin bale pabucu!

“Bir yaşıma daha bastım!” sitesi

Ye babam ye!

Charles Domery (yaklaşık olarak 1778 – 1800 sonrası) Prusya ve Fransız ordularında görev yapan ve her bulduğunu yemesiyle ünlenen bir Polonyalıydı.

Önce Prusya, ardından da Fransa ordusunda askerlik yapan Polonyalı Charles Domery alışılmadık iştahı ve her bulduğunu yemesiyle ünlüydü. Prusya ordusuyla Fransa’ya karşı savaşırken Prusyalıların askerlere verdiği tayını az bularak yiyecek karşılığında Fransız ordusuna katıldı. Genel anlamda sağlıklı olsa da Fransa ordusunda da karnını bir türlü doyuramadı ve ne bulursa yedi. Paris yakınlarında askerlik yaparken bir yılda 174 kediyi yediyi rapor edilmekteydi; başka bir yiyecek bulamadığında, sebzelerden hoşlanmasa da günde 2 – 2.5 kilo kadar çimen yiyordu. Fransız gemisi Hoche bir sonraki görev yeriydi – burada da bir tayfanın top ateşi sonucu kopan bacağını yemeye kalkıştıysa da diğer tayfalar boğuşarak bacağı elinden kaptı.

Hoche İngilizlerin elinde geçince gemidekiler Liverpool’da alıkonuldu; Domery burada da insanları hayrete düşürmeyi sürdürdü: kendisine diğerlerinden on kat fazla tayın verilmesine karşın hapishane kedisini ve en az 20 fareyi yediği gibi çoğu zaman hapishanenin mumlarını da mideye indirdi. Bir denemede, tek bir günde kilolarca çiğ inek memesi, çif biftek, içyağından yapılma mum yiyerek üstüne de dört şişe şarap içti – tüm bunları yaparken de hiç tuvalete gitmedi, hiç kusmadı.

Dış görünümü ve davranışları

Charles Domery 1778 yılında Polonya’da doğdu. 13 yaşından itibaren büyük bir açlık duygusu çekmeye başladı; diğer sekiz kardeşinin de aynı durumda olduklarını söylemekteydi. Küçüklüğünde yakalandığını anımsadığı tek hastalık hafif atlattığı çiçek hastalığıydı.

Alışılmadık iştahına ve yemek gördüğünde dayanamamasına karşın Domery kilolu sayılmazdı ve 1.91 boyuyla da yaşadığı döneme göre uzun boyluydu. Uzun, kahverengi saçları ve gri gözleriyle yakışıklı sayılabilecek bir gençti. Onu inceleyen doktorlar hiçbir zihinsel hastalık saptayamadı; okuma bilmese de normal zekada bir kimse olarak tarif edilmekteydi. Çok büyük miktarlarda yiyecek tüketse de – büyük miktarda kızartılmış ya da kaynatılmış et yediği zamanlar dışında – hiç kusmadığı rapor edilmekteydi. Kas yapısı biraz zayıf görünse de askerliği esnasında bir günde 42 kilometrelik mesafeyi zorluk seçmeden yürümüştü.

Domery bir yıl içinde ölü ya da canlı ele geçirdiği 174 kediyi – derileri olmadan – yedi. Söylediğine göre hayvanların canına kıydığı için vicdan azabı çekse de çok acıktığı durumlarda hayvanların tam olarak ölmesini beklemediği de oluyordu.

Gözlemlere göre, yatmaya gitmesinden hemen sonra – genellikle saat 8 civarında – Domery çok büyük ölçüde terlemeye başlıyordu. Bir saat uyanık halde terledikten sonra uykuya dalıyor ve saat 1 civarında – yatmadan önce ne yemiş olursa olsun – çok acıkmış olarak uyanıyordu. Bu sırada yenebilecek ne varsa yiyor,  yiyecek yoksa tütün içiyordu. Saat 2 gibi yeniden uykuya dalıp saat 5 ile 6 arasında terleyerek uyanıyordu; yataktan çıktığı anda duran terlemesi yemeye başlamasıyla geri dönüyordu.

Askerlik

13 yaşına geldiğinde Domery Prusya ordusunda artık bir askerdi ve Thinoville kuşatmasına katıldı. Prusya ordusunda genel bir yiyecek kıtlığı vardı ve bu durum Domery için katlanılmazdı. Kuşatma altındaki kente giderek Fransız komutana teslim oldu; karşılığında ödül olarak verilen karpuzu anında kabuğuyla birlikte yedi. Fransız generalin verdiği diğer yiyecekleri de zaman yitirmeden midesine indirdi.

Domery ardından Fransız Devrim Ordusuna katıldı ve alışılmadık beslenme alışkanlıklarıyla herkesi şaşırttı. İki kat tayın verilmesine ve kendi parasıyla da yiyecek almasına karşın sürekli çok açtı. Ordunun Paris yakınlarında karargah kurduğu günlerde bir yılda 174 kediyi geriye yalnızca derileri ve kemikleri kalacak biçimde yemekle kalmayıp yiyecek bulamadığı zamanlarda da günde 2 – 2.5 kilo kadar ot yedi.

Çiğ eti pişirilmiş ete tercih ediyordu; sığır ciğerine bayılsa da et konusunda seçici değildi. Hoche gemisinde görev yaparken denizcilerden birinin bacağı top ateşinde koptu; kopan bacağı alan Domery bacağı yemeye koyulduysa da diğer tayfalar bacağı zorla elinden alıp denize attı.

Esaret

Ekim 1798’de Hoche İrlanda kıyılarında İngiliz donanması tarafından ele geçirilince gemi mürettabatı Liverpool yakınlarında bir esir kampına gönderildi. İngiliz muhafızlar Domery’nin iştahı karşısında şaşkına düşüp sonunda ona iki kat kayın vermeye karar verdi. Bu bile yeterli olmayınca sonunda on kişilik tayın almaya başladı. O dönemde esirlerin tayını için yapılan masrafları askerin bağlı olduğu ordu ödemekteydi. Fransız bir esir için stardart günlük tayın 740 gram ekmek, 230 gram sebze, 57 gram tereyağı ya da 170 gram peynirden oluşuyordu.

Domery yine de doyamadı ve raporlara göre hapishane kedisine ek olarak hücresine giren en az 20 fareyi yedi. Ayrıca hapishane revirine gidip verilen ilaçları almaya reddeden mahkumların ilaçlarını da yiyor ve hiçbir yan etki sergilemiyordu. Yine raporlara göre hapishanenin mumlarını da yiyor ve yanında içecek bira olmadığı zamanlarda su içmeyi tercih ediyordu. Sudan kaynaklanan hastalık riskini azaltmak için mahkumlara su yerine alkol oranı az bira ya da sulandırılmış rom, ayrıca iyice kaynatılmış suyla yapılan çay ve kahve verilmekteydi.

Kobaylık

Hapishane yöneticisi bu alışılmadık mahkumu o dönemde kraliyet donanmasındaki askerlerin ve esirlerin sağlık durumundan sorumlu olan iki komisyona bildirdi. Komisyon üyesi Doktor J. Johnson ile Edinburgh kenti tıp okulu üyelerinden Dr. Cochrane Domery’nin yeme kapasitesi ve alışılmadık gıda maddelerine karşı tutumu konusunda bir deney gerçekleştirdi. Sabah saat 4’te uyandırılan Domery’ye 2 kilo kadar inek memesi verildi – bunları hiç itiraz etmeden yedi. Öğleden sonra 1’de yiyecek olarak 2.5 kilo biftek, yarım kilo mum ve üç büyük şişe şarap verildiğinde de bunlar derhal tüketildi. Deney esnasında hiç tuvalete gitmedi, hiç kusmadı, vücut ısısı normal kaldı ve teninde de ısı değişikliği saptanmadı. Deney sonunda öğleden sonra 6.15’te hücresine gönderilen Domery’nin çok neşeli olduğu, dans edip piposunu içtikten sonra bir şişe daha şarap içtiği bildirildi.

Domery’nin açlığına neyin neden olduğu bilinmiyor. O dönemde buna benzer başka durumlar da belgelerle saptandıysa da Domery’nin çağdaşı olan Tarrare dışında hiç birinde otopsi yapılmadı ve günümüzde de Domery’ninki kadar aşırı bir açlık vakasıyla karşılaşılmadı. Hipertiroid hastalığında iştah aşırı ölçüde artabilir ve hızlı kilo kaybı görülebilir; ancak, Domery’de beynin amigdala bölgesinde bir hasar olabileceği ileri sürülmekte – bu hasar hayvanlarda aşırı iştaha neden olmaktadır.

Daha sonraki yaşamı

Esaret sonrasında Domery’ye ya da geminin diğer elemanlarına ne olduğuna ilişkin bir kayıt mevcut değil.