Lord Gordon-Gordon

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Önce biraz tarih.

Kara Cuma

Başkan Ulysses S. Grant
Başkan Ulysses S. Grant

İç Savaş sonrasında ABD ekonomisi berbat durumdaydı. Hem genel olarak ekonominin hem de küçük yatırımcıların teşvik edilebilmesi amacıyla Başkan Grant devletin rezervi altındaki altından bir bölümünün belirli aralıklarla satılması emrini verince ekonomi gerçekten de biraz toparlanmaya başladı. Ama bu durum uzun sürmedi.

Borsada küçük yatırımları olan Abel Corbin Başkan Grant’ın küçük kız kardeşiyle evlendiğinde iki büyük yatırımcı bunu büyük bir fırsat olarak değerlendirdi: zengin işadamı Jay Gould ve altın borsasında yatırımcı James Fisk. Corbin ile dostluk kurarak bir süre sonra Başkan Grant’la “tanıştırılma”yı başardılar ve kısa süre sonra da Başkan’ı altın satışı yapmanın aslında hiç de iyi bir fikir olmadığına inandırdılar. Bu arada da el altından piyasadan altın topluyorlardı. Başkan onların önerisine uyup altın satışını durdurduğunda altın fiyatları artmaya ve iki kurnaz yatırımcının birikimleri değer kazanmaya başladı. Fakat Başkan Grant çok geç olmadan tuzağı anladı ve bir anda 4 milyon dolar değerinde altının satışına izin verdi. Altın fiyatları bir anda inişe geçti ve borsa çöktü – beraberinde de Amerikan ekonomisi ve Başkan Grant’ın tüm güvenilirliği. 24 Eylül 1869, Cuma günü tarihe Kara Cuma olarak geçti.

Lord Hazretleri

Kullandığı adlar arasında en çok bilineni Lord Gordon-Gordon olsa da, Kara Cuma gerçekleştiği sıralarda İskoçya’da faaliyetlerini sürdüren dolandırıcının gerçek kimliği bilinmiyor. İskoçya’da kendisini İskoç bir asil olarak tanıtıyor, yanında sürekli olarak çok şık giyimli bir uşak bulunduruyordu. Dış görünümü ve konuşmasıyla insanları çok iyi etkilemesinin yanında “hayır” yanıtını asla yanıt kabul etmemesi de olumlu bir yanıydı. Aralarında kuyumcularında bulunduğu bir çok insandan para topladıktan sonra 1870 yılında 100 bin sterlin kadar parayla Yeni Dünya’ya geçiş yaptı.

1871’de Minnesota’da ortaya çıktı. Burada da asil bir aileden geldiğini, hatta atalarından birinin Lord Lochinvar olduğunu söylüyordu – oysa Lochinvar aslında Sil Walter Scott’ın şiirlerindeki kahramanlardan biriydi. Senelik gelirinin bir milyon doları bulduğu haberini yaydıktan sonra bunu kanıtlamak için İskoçya’da topladığı paranın yarısını bir bankaya yatırdı.

Bölgenin iki demiryolu şirketi büyük bir rekabet içindeydi. Bunu fırsat bilerek, İskoçya’daki arazilerinde yaşayan köylülerin sayıca çok arttığını ve bunların bir bölümünü Amerika’ya taşıyacağını söylemeye başladı. Bunun için de demiryollarına yatırım yapacak ve yeni ulaşım ağlarının ulaştığı yerlerde yeni yerleşim yerleri kuracaktı. Genişleme için sermayeye büyük gereksinim duyan Kuzey Pasifik Demiryolu yönetimi bunu hemen değerlendirdi. Lord Gordon-Gordon için özel bir tren hazırlandı, emrine bir uşak verildi ve özel tur başladı. Minnesota ve Dakota eyaletlerini kapsayan gezide Lord Gordon-Gordon mola verilen yerlere çeşitli adlar yakıştırmakta ve oralara kuracağı tren istasyonlarını, okulları, kiliseleri anlatmaktaydı. Gezinin toplam maliyeti yaklaşık 45 bin dolara çıktı.

1872 başında Lord Gordon-Gordon parasını bankalardan çekip yatırımlarına başlamak için Minnesota’dan ayrıldı; Minnesota ileri gelenlerinden bol sayıda tavsiye mektubu almayı da ihmal etmedi.

New York’ta lüks bir otel odasına yerleştikten sonra asalet numarasını sürdürmeye karar verdi. Otel odasındaki ilk ziyaretçisi yerel bir gazetenin editörüydü. Sohbet esnasında, Erie Tren Şirketi’nin büyük bir yönetim sorunu yaşadığını öğrendi ve bu fırsatı kaçırmadı. Editöre – aralarında kalması koşuluyla – kendisinin ve ortaklarının aslında Erie Tren Şirketi’nin çoğunluk hissesine sahip olduklarını ve yönetimi toptan değiştirmeyi planladıklarını anlattı. Bu haber elbette hemen yayıldı.

Jay Gould
Jay Gould

Ertesi gün otel odasındaki ziyaretçisi, Kara Cuma’nın mimarlarından Jay Gould oldu. Gould bir süredir Erie şirketini ele geçirmeye çalışıyordu ama şimdi karşısına dişli bir rakip çıkmıştı. Lord Gordon-Gordon’a bir öneride bulundu. Yönetim kurulunu dilediği gibi seçebilirdi, ama tren işlerinden anlayan biri olarak kendisi ipleri elinde tutacaktı. Lord Gordon-Gordon epey isteksiz göründü – Gould’a güvenmesi için bir neden göremiyordu. Sonunda anlaşmaya varıldı: Gould 500 bin dolar değerinde nakit para ve tahvili Gordon-Gordon’a güvence için verecek ve yönetimi belirleme işi tamamlandığında da geri alacaktı. Gould sözünde durdu.

Onca parayı ve tahvili aldıktan sonra Gordon-Gordon neden kaçıp gitmedi, orası bilinmiyor. Bilinen gerçek ise, tahvilleri borsada satmaya başladığı. Gould bunu haber alır almaz dolandırılmakta olduğunu sezip tedbirlerini aldı: tahvil satışının durdurulmasını sağladı ve Gordon-Gordon’a anlaşmanın artık geçerli olmadığını, her şeyi geri istediğini iletti.

Nakit para konusunda bir sorun yoktu ama tahvillerin yaklaşık 150 bin dolarlık bir bölümü kayıptı. Gould hemen adli makamlara başvurunca Gordon-Gordon gözaltına alındı. İşin ilginç yanı, bazı varlıklı işadamları kendi aralarında 40 bin dolar toplayarak onun serbest kalmasını sağladı.

İlk duruşmada Gordon-Gordon çok sakindi; sanki “benim ne işim var buralarda” der gibi davranıyordu. İngiltere ve İskoçya’da çok varlıklı işadamlarıyla çalıştığını, bunların kendisine kefil olacaklarını söyleyerek hemen herkesi doğru söylediğine inandırdı – Gould dışında herkesi. Gould mahkemede adı geçen tüm kişilere telgraf göndererek bilgi istedi. O ünlü kişilerden hiçbiri Gordon-Gordon adını işitmemişti. Gould bunu ertesi gün mahkemeye sunmaya hazırlanırken Gordon-Gordon gece treniyle Kanada’ya kaçtı.

Gould kararlıydı. Önce Gordon-Gordon için 25 bin dolarlık bir ödül belirledi, sonra da İskoçya geçmişini araştırarak orada dolandırdığı insanları buldu. Bu arada Gordon-Gordon Kanada içinde kentten kente gitmekte, av partilerine katılmakta ve gününü gün etmekteydi.

Nihayet 1873 yazında Amerika sınırından 70 kilometre kadar uzaktaki Manitoba kasabasına yerleştiği haberi alındı. Macera ve ödül parasının peşinde olan üç tanınmış Amerikalı – yanlarına birkaç tane de polis alarak – Kanada sınırını geçip verilen adrese gitti. Gordon-Gordon evinin arka bahçesinde pinekliyordu. Dolandırıcıyı apar topar atlı arabanın arkasına yerleştirip gerisin geri, sınıra doğru yola koyuldular. Ama işler yolunda gitmedi. Sınıra birkaç metre kala Kanada polisi tarafından durdurulduklarında “adam kaçırma” eylemini gerçekleştirmekte oldukları ortaya çıktı. Gordon-Gordon İskoç asıllıydı – dolayısıyla Büyük Britanya vatandaşıydı; Kanada da Birleşik Krallık içinde bir ülke. Topluca hapse atıldılar, Gordon-Gordon serbest kaldı.

Sonuçta ABD Başkanı, Minnesota valisi ve Kanada Genel Valisinin araya girmesiyle, maceracılar aylar sonra ülkelerine dönebildi. Ama vazgeçmediler. Bu kez yasal yolları kullanarak Gordon-Gordon için tutuklama emri çıkarılmasını sağladılar. Kanada polisinin de desteğini alarak 1 Ağustos 1874’te bir kez daha Manitoba’da Gordon-Gordon avına çıktılar.

Eve girdiklerinde Gordon-Gordon uyuyordu. Önce, biraz daha uyumak için izin istedi. İzin verilmeyeceğini anlayınca sakince giyindi. Tam çıkacakken dışarının çok soğuk olduğunu – haklıydı – ve şapkasını içeride unuttuğunu söyleyerek yan odaya geçti. Odada bulundurduğu silahı kafasına dayayıp tetiği çekti.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

on beş + = yirmi iki