İletişim

Gün boyu bilgisayar önünde ya da cep telefonu elde, iletişim formuyla neler geldi diye bekleyemiyoruz. Bu nedenle, hemen bir yanıt alamazsanız şaşırmayın.

Güvenlik Kodu::
security code
Lütfen Kodu girin:

Gönder
1 Kasım 2020

Devenin bale pabucu!

“Bir yaşıma daha bastım!” sitesi

İnsan bedenine ilişkin 20 şaşırtıcı gerçek

Bilimin tüm alanlarında en çarpıcı keşiflerin çoğu insan bedeniyle bağlantılı.

1 Apandis

İşlevini milyonlarca yıl önce yitirmiş olduğu söylenen apandis aslında sindirim sisteminin işleyişine yardımcı olan bakterileri barındırır. Bağırsak hastalıklarının yol açabileceği baskıların giderilmesinde bu bakterilerin yardımı dokunur.

2 Süper boyutlu moleküller

Moleküller atomlardan oluşur – bazıları oksijen gibi çok basitken bazıları da çok karmaşıktır. Doğadaki en büyük molekül insan bedeninde bulunur: kromozom 1. Normal bir insan hücresinde 23 çift kromozom vardır ve bunların en büyüğü olan kromozom 1 yaklaşık 10 milyar atomdan oluşur.

3 Atom sayısı

Yetişkin bir insanın bedeninde yaklaşık 7,000,000,000,000,000,000,000,000,000 (7 oktilyon) atom vardır.

4 Kürk kaybı

İnanması zor olsa da insanda bir şempanzede olduğu kadar kıl bulunur; tek fark insandakilerin işlevini yitirmiş ve çok incelerek adeta görünmez hale gelmiş olmasıdır.

5 Tüylerim diken diken

Tüylerin diken diken olması her bir kılın kökündeki kasın gerilerek kılı dik konuma getirmesiyle oluşur. Kürk mevcut olduğunda arada kapalı kalan hava güzel yalıtım sağlayacaktır. Ama insan bedeni çok ince kıllarla kaplı olduğu için bu yalnızca bizim tuhaf görünmemize neden olur.

6 Uzay travması

Bilimkurgu filmlerinde anlatılanın aksine, uzay giysisi olmadan uzay boşluğuna sürüklenen bir kişinin bedeni patlamaz. Sıvıların boşlukta kaynar duruma geçtikleri doğru olsa da kan vücutta dolaşım sisteminin baskısı altındadır ve kaynama gerçekleşmez. Uzay çok soğuk olsa da anında donma da söz konusu olamaz. Aslında boşluk çok iyi bir yalıtkandır.

Gerçekte insanı kısa sürede öldürecek şey oksijen yokluğudur ve ölüm bir ya da iki dakika içinde gerçekleşir.

7 Atomik çöküntü

İnsan bedenini oluşturan atomların yapısının büyük bir bölümünü boşluk oluşturur. Bir atomun çekirdeği atomun tümüyle karşılaştırıldığında bir katedralin merkezindeki bir sinek kadar kalır. Atomun yapısındaki tüm bu boşluk kaldırılacak olsa insan bedeni her bir kenarı bir santimetrenin 500’de biri boyutunda bir küp içine sığabilirdi.

8 Elektromanyetik itiş

Maddeyi oluşturan atomlar birbirine asla değmez. Birbirlerine ne kadar yaklaşırlarsa atomu oluşturan parçalar arasındaki elektriksel yükün itici gücü de o kadar artar. Yani, örneğin, bir sandalyeye oturduğumuzda aslında sandalyeye değmeyiz. Bu elektromanyetik güç yerçekimi gücünden çok daha güçlüdür – yaklaşık bir milyar milyar milyar milyar kez daha güçlü.

9 Yıldız tozu

İnsan bedenindeki her bir atom birkaç milyar yaşındadır. Evrende en çok bulunan element olan ve insan bedeninde de bolca bulunan hidrojen 13.7 milyar yıl önce Büyük Patlama esnasında oluştu. Karbon ve oksijen gibi daha ağır atomlar yıldızlarda 7 ila 12 milyar yıl arasında oluştu ve bu yıldızlar patladığında tüm uzaya yayıldı. Bu patlamalar o kadar güçlüydü ki yıldızların oluşturmadığı demir gibi daha ağır elementlerin oluşmasını sağladı. Kısacası, insan bedenini oluşturan yapı taşları gerçekten çok eski: hepimiz birer yıldız tozuyuz.

10 Kuantum beden

Bilimin gizemlerinden biri insan bedeni gibi katı ve düzgin bir yapının atomlar ve bunların bileşenleri gibi tuhaf davranışlar sergileyen kuantum parçacıklarından nasıl oluşabildiği. Pek çok insanın bildiği atom yapısı minyatür bir güneş sistemi gibidir – güneş konumunda bir çekirdek ve çevresinde gezegenler gibi dolanan elektronlar. Ama bu, atoma ilişkin erken modellerden biriydi; bu tür atomların anında çökeceği anlaşıldı. Elektronlar elektriksel bir yük taşır ve yüklü bir parçacığa hız verildiğinde – onu yörüngede tutmak için hıza sahip olması gerekir – onun ışık biçiminde enerji salmasına ve atom çekirdeğinin içine doğru spiral oluşturmasına neden olur.

Aslında elektronlar sanki raylar üzerinde hareket edermişcesine belirli yörüngelerde hareket ederler. Bu yörüngeler arasında bir yerlerde var olamazlar ama bir yörüngeden diğerine “kuantum sıçraması” yapmaları gerekir. Dahası, kuantum parçacıkları olarak, elektronlar belirli konumlarda var olmak yerine olasılıklar koleksiyonları halinde var olurlar; bu nedenle de elektronları çekirdeğin çevresindeki belli belirsiz bir kabuk gibi göstermek daha doğru olur.

11 Kan kırmızı

Kanın kırmızı renk taşımasının nedeni içinde demir olmasından kaynaklanmaz. Demir, hemoglobin içinde  porfirin adı verilen bir atom çemberine bağlıdır ve rengi oluşturan da bu yapının şeklidir. Hemoglobinin ne kadar kırmızı olduğu da buna bağlanmış oksijen miktarına göre değişir. Oksijen mevcut olduğunda porifrin renk değiştirir ve daha parlak bir kırmızı tona bürünür.

12 Virütik

İnsan genlerinden bazıları evrimsel atalardan gelmez – başka yerlerden alınmıştır. İnsan DNA’sında en az sekiz retrovirüsten alınma genler bulunur. Bunlar bir hücreyi denetimleri altına almak için hücrenin DNA kodlama mekanizmasını kullanan türden virüsler. İnsan tarihinin bir noktasında her nasılsa bu genler insan DNA’sıyla bütünleşti. DNA içindeki bu genlerin insan üremesinde önemli roller üstlendiği biliniyor – aslında genetik geçmişimize tamamen yabancı olsalar da.

13 Öteki yaşam

Hücre sayısı dikkate alındığında, insan bedenindeki bakterilerin insan yapısını kat kat aştığı görülmekte. Bakteri hücrelerinin sayısı insan hücrelerinin 10 katı kadar. Bu bakterilerin büyük bölümü insana hiçbir zarar vermez, bazıları da yarar sağlar. Örneğin, bakteriler olmadan da sindirim gerçekleşebilir, ama bu durumda besleyici unsurlar açısında özellikle zenginleştirilmiş gıdaların tüketilmesi gerekecektir.

14 Kirpik istilacıları

Kaç yaşında olduğunuza bağlı olarak, büyük olasılıkla kirpiklerinizde mite denen canlılar yaşamakta. Bunlar ölü deri hücreleriyle ve insan kıl kökünün ürettiği yağla beslenen küçük yaratıklar. Genellikle zararsızdırlar ve çok az insanda alerjik reaksiyona neden olurlar. Bir milimetrenin üçte biri kadar boyu olan bu canlılar neredeyse saydam oldukları için gözle görülemez. Bir kirpik ya da kaş teli mikroskopla incelendiğinde ise kılın deriye yakın bölümünde yaşadıkları için kolaylıkla görülebilirler. İnsan nüfusunun yaklaşık yarısında bu canlılar bulunur ve özellikle yaş ilerledikçe görülme olasılıkları daha da artar.

15 Foton algılayıcılar

Çok duyarlı olan gözlerimiz yalnızca birkaç ışık fotonunu bile yakalayabilir. Açık bir gecede Andromeda takım yıldızına bakarsanız küçük ve bulanık bir ışık kümesi görürsünüz. Eğer o küçük noktacığı çıplak gözle görebiliyorsanız insan gözünün teknoloji yardımı olmadan görebildiği en uzak nesneye bakıyorsunuz demektir. Andromeda içinde bulunduğumuz Saman Yolu galaksisine en yakın büyük galaksi. Ama galaksiler arası mesafe söz konusu olduğunda “yakın” çok göreceli bir kavram – Andromeda galaksisi bizden 2.5 milyon ışık yılı uzakta. Gözünüze ulaşan ışık fotonları yolculuklarına başladığında henüz insanlar yoktu. Henüz daha evrim geçirmemiz gerekiyordu. O gördüğünüz hayal bile edemeyeceğiniz bir mesafe ve bakmakta olduğunuz da günümüzden 2.5 milyon yıl öncesi.

16 Kaç duyumuz var

Bize söylenenin aksine, aslında beş duyudan fazlasına sahibiz. Basit bir örnek. Elinizi sıcak bir ütünün beş santim kadar yakınına yaklaştırın. Beş duyunuzdan hiçbiri ütünün elinizi yakacağını söylemez. Ama bu mesafeden bile ütünün sıcak olduğunu ve elinizi yakacağını bilirsiniz. Bu da deri üzerindeki ısı sensörleri sayesinde olur. Baş aşağı dursanız bile bu ısıyı algılarsınız.

Bir diğer örnek. Gözlerinizi kapatın ve burnunuza dokunun. Bunun için de beş duyuyu değil profriyosepsiyon denen şeyi kullanmaktasınız. Bu duyu bedeninizin farklı parçalarının birbirlerine göre nerelerde olduğunu saptar. Bu üst düzey duyu, beynin kasların o anda neler yaptığına ilişkin bildikleri ile bedeninizin boyutu ve şekline ilişkin hisleri birleştirir. Beş duyunuzu kullanmadan da hiç hata yapmadan parmağınızla burnunuza dokunabilirsiniz.

17 Gerçek yaş

Tıpkı tavuklarda olduğu gibi insan yaşamı da bir yumurtayla başlar – kabuğu olmasa da bir yumurta. Fakat insan yumurtasıyla tavuk yumurtası arasında, insan yaşını önemli ölçüde etkileyen bir fark var. İnsan yumurtası küçüktür. Aslında tek bir hücreden oluşur ve 0.2 mm genişliğe sahiptir – bu tümcenin sonundaki nokta kadar bir şey. Sizin geldiğiniz yumurta annenizin içinde oluştu – ama işin şaşırtıcı olan yanı, bu yumurtanın anneniz henüz embriyoyken oluşmuş olması. Sizin geldiğiniz yumurtanın ve annenizden aldığınız yüzde elli oranındaki DNA’nın oluşumunun, sizin var oluşunuzun ilk anı olduğu söylenebilir. Ve bu da anneniz doğmadan önce gerçekleşti. Diyelim ki anneniz sizi doğurduğunda 30 yaşındaydı; bu durumda, 18 yaşınıza bastığınızda aslında 48 yaşında olmaktasınız.

18 Epigenetik etki

Genlerin her birimizin fiziksel özelliklerini denetleyen unsurlar olduğunu düşünürüz ama genler aslında DNA’mızın çok küçük bir parçası. Yakın zamana kadar, geri kalan % 97’lik bölümün bir işlevi olmadığı düşünülüyordu; ama artık epigenetiğin – genlerin ötesinde gerçekleşen süreçlerin – gelişimimiz üzerinde büyük etkisi olduğunu anlamaya başlıyoruz. Hatta bazı parçalar genleri devreye sokan ya da devre dışı bırakan “anahtarlar” işlevi görmekte. Yalnızca 20.000 kadar genin (bazı fare türlerinde olandan bile çok daha az) insanı insan yapan nitelikleri nasıl oluşturabildiği uzun zamandır merak konusuydu. Artık DNA’mızın geri kalan % 97’sinin de bir o kadar önemli olduğunu anlıyoruz.

19 Bilinçli eylem

Pek çok kişi gibi siz de bilincinizi kabaca iki gözün arasına yerleştirirsiniz – sanki orada küçücük bir insan varmış da beden adını verdiğiniz aracı kullanıyormuş gibi. Orada ipleri kontrol eden küçük bir yaratığın bulunmadığını bilseniz de bilinciniz sanki bağımsız bir varlığa sahiptir ve bedeninizin geri kalanına neler yapması gerektiğini söyler.

Aslında denetimin çoğunu bilinçdışı olan sağlar. Bazı işler yinelendikçe otomatik hale gelir ve artık temel eylemleri düşünmemize gerek kalmaz. Böyle durumlarda işlemi beynin beyin köküne yakın konumdaki en ilkel bölümleri ele alır. Bir nesneyi bir yerden almak gibi görünürde tamamen bilinçli olan bir eylemin bile öncesinde bilinçdışı devrededir ve siz eyleme geçmeye karar vermeden önce bile beyin harekete hazırdır.

20 Optik yanılsama

Bizim “gördüğümüz” dünya görüntüsü yapay. Beynimiz bir video kamerasında olduğu gibi bir görüntü oluşturamaz. Bunun yerine, ışık ve gölgeyi, eğimi ve diğer unsurları hesaplayan modüllerin sağladığı bilgiden bir dünya modeli beyin tarafından oluşturulur. Böylece insan gözünün retinasında bulunan ve tüm optik sinirler burada toplandığı için kendisi aslında kör olan siyah noktanın açığını beyin kapatır. Ayrıca gözümüzün çok hızlı hareketlerinin görüntüyü bozmasına engel olur.

Ama bu sürecin olumsuz yönü de gözleri aldatmanın kolay olmasıdır. Televizyon, filmler ve optik göz yanılmaları gözün o anda gördüğü konusunda beyni yanıltarak işlevini sürdürür. Ayın olduğundan daha büyük görünmesinin ve boyutunun farklı zamanlarda farklılık göstermesinin nedeni de budur: ayın gerçek optik boyutunu öğrenmek isterseniz bir kağıtta kağıt zımbasıyla delik açıp kağıdı kol uzunluğunda tutun.

Kaynak: https://www.theguardian.com/science/2013/jan/27/20-human-body-facts-science